LOADING

Type to search

Aşık Süleyman Ozanlarımız

Aşık Süleyman (Fahri)

yonetici May 01

fahriAşık Süleyman, aynı köyde, Mıstık Emmi diye anılan yaşamının bir çok kısmını koyun çobanlığı ile geçiren ve 120 yaşına kadar yaşayan bir zatın oğludur. 8-9 yaşlarındayken bağlama çalmaya heves etmiş, küçük yaşlarda oluşan bu hevesle Aşık Hassöğ’den ders almaya başlamıştır. Ondaki bağlama çalmaya karşı olan bu aşırı sevgi ve isteği gören köyümüzün ilk aşıklarından olan Aşık Hassöğ bir gün ona “oğlum gel sana saz çalmasını öğreteyim” demiş. Bunun üzerine daha bir coşkuyla bağlamayı öğrenmeye ve çalmaya başlayan Aşık Süleyman’ın bağlama elinden düşmez olmuş. Ustasından da aldığı derslerle kendisinin coşku ve hevesi birleşince usta bir bağlama çalan aşık olarak köy içinde ve çevresinde nam yapmıştır.

Aşık, daha çok deyişlerinde gurbet hasreti, güzellere ve güzelliğe olan sevgisi, feleğe karşı kahrını dile getirmiş. Aşık Süleyman zamanında bütün Sivas illerinde söylenen bülbülleri imrendirecek şekilde bağlaması alan, hatta sazın coşkusuna kapılarak ayak parmaklarını mızrap olarak kullanarak saz çaldığı söylenen usta bir aşıktır. Onun bu bağlama, saza ve söze olan aşırı tutkusunu en iyi anlatan olay şu olsa gerek: 1932 yılında Sivas’ta o zamanın Sivas Milli Eğitim Müdürü olan aynı zamanda öğretmen Halkevleri müdürlüğünü de yürüten Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla düzenlenen bir Sivas Halk Şairleri Bayramı düzenlenir. Bunun için tüm yöre halkı aşıklarına elden geldiğince böyle bir bayramın düzenleneceği duyrulmaya çalışılır.

asiklarbayramiO zamanlar kış ayları ki, köylerden şehre inmek fermana mahsus. O zaman köyden şehre yaya veya atla gidiliyor. Bu duyuruyu duyan Aşık Süleyman ve bizim köyün aşıklarından Revani ve Suzani sazlarını omuzlarına vurup düşmüşler o karda kışta Sivas yollarına ve yürüyerek iki gün iki gecede Sivas’a varmışlar. Aşık Süleyman bu yarışmada “Yemek Koşması” ile o zamanın Sivas valisi Ali Haydar Paşa için bir deyiş söylemiştir. Ali Haydar Paşa’ya söylediği deyişin ilk dörtlüğü biliniyor tamamı bilinmiyor.
Aşık Süleyman düğünlerde de çalıp söyleyen bir aşıktı. Hatta bu yönde Möhreli Beyin oğlunun düğününde de çaldığı söylenir. Rivayete göre, Aşık Süleyman, bu düğünde çalmak için bu düğünün yapıldığı köye gider. Aşık düğünü çaldıktan sonra o zamanın ünlü Geven ağaları, Havuz ağaları, Deliktaş ağaları, Hekimhan beyleri ona “çok teşşekür ederiz, bizi memnun ettin” derler. Bunun üzerine Aşık onlara “siz memnun oldunuz amma sorun bakalım ben memnun oldummu” der ve oradakiler bunun üzerine gülüşürler ve Aşığın bu cevabına karşılık iki keçi verirler. Aşık Süleyman, çiftçilikten, ekin ekip biçmekten hoşlanmaz, hep bütün düğünlerde, merasimlerde, meclislerde çalan, çağıran, gezmesini seven ve halk arasında da bu yönüyle tanınan, sevilen bir halk aşığıydı.

Çekmelidir dört kapunun udunu
Öğrenigör kırk mekamın adını
Bilmez isen bu lokmanın tadını
Aç kurt gibi yeyip yutmalı değil

Yalanın ötesi yoktur denilir
Gerçeğin nişanı vardır denilir
Erginlikte merdan yolu bulunur
Gönlünü havaya tutmalı değil

Mümin olan ikrarını bilmeli
Özünü ustada teslim etmeli
Rehberden yolu haber almalı
Kendi bildiğine gitmeli değil

Fahri derki gönül usta ah çeker
İntizarın canda bal ile şeker
Bülbül de gül için ter avaz döker
Boşa karga gibi ötmeli değil

Aşık Süleyman 57-58 yaşlarında, genç denecek bir yaşta ecele boyun eğmiştir. İçkiye tutkusu fazlaydı ama sarhoş olmazdı. Aşık Süleyman’ın bağlamasına olan bağlılığını anlatan bir rivayet şudur: Bir gün harmanda Aşık, öküzlerle çift sürerken birden bulunduğu yerden kalkarak eve gidip saz çalmaya başlamış. Bir süre sonra öküzler malağmaya giderek harmanı mahvederler. Bunu gören oğlu Haydar, eve gidip babasına “baba sen ne yaptın. Öküzler bütün ürünü batırmış” der. Bunun üzerine Aşık, “ne yapayım oğlum, saz elimden düşünce ellerim uyuşuyor” diyerek saza olan bağlılığını dile getirmiştir. Ölümünden kısa bir süre önce uzun süre düşünüp hayal ettiği bir şey vardı. O da Ankara’ya gidip ulu önder Atatürk’ün karşısına çıkıp kendi yazıp bestelediği destanını okumaktı. Ne yazıkki bunu yapmaya ömrü yetmedi ve 1937 yılında vefat etti. Ulu önder Atatürke karşı yazdığı methiyesinin büyük bölümü elimize geçmiştir ama kendi mahlasını andığı dörtlük ne yazıkki kayıptır. Bu destanı aşağıdaki şiirleri içinde bulabilirsiniz.

Zeynep bu güzellik varmı soyunda
Elvan Elvan Güller Biter Bağında
Arife Gününde Bayram Ayında
Zeyneb’im Zeyneb’im Allı Zeyneb’im
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeyneb’im

Zeyneb’e Yaptırdım Altından Tarak
Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak
Zeyneb’e Gidemem Yollar Pek Irak
Zeyneb’im Zeyneb’im Allı Zeyneb’im
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeyneb’im

Söğüdün Yaprağı Narindir Narin
İçerim Yanıyor Dışarım Serin
Zeyneb’i Bu Hafta Ettiler Gelin
Zeyneb’im Zeyneb’im Allı Zeyneb’im
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeyneb’im

Kangal’dan Aşağı Mamaş’ın Köyü
Derindir Kuyusu Serindir Suyu
Güzeller İçinde Zeyneb’in Huyu
Zeyneb’im Zeyneb’im Allı Zeyneb’im
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeyneb’im

Ulu önder M. Kemal Atatürk için yazdığı destan (Eksiktir)

Arzuhalim vardır sana
Şanlı Gazi Kemal paşa
Bir ihsanın varmı bana
Şanlı Gazi Kemal paşa

Aşıklar dünyayı gezer
Bahriler ummanı yüzer
İsmet paşa ile beraber
Şanlı Gazi Kemal paşa

Cumhuriyet reisi oldun
Ankara’yı mekan kıldın
Gazim sen cihangir oldun
Şanlı Gazi Kemal paşa

Ankara’nın söğütleri
Çok bulunur yiğitleri
Ver millete öğütleri
Şanlı Gazi Kemal paşa

Şanlı ordumuz Ankara’da
Aşıklar hep bir sırada
Çok şükür erdik murada
Şanlı Gazi Kemal paşa

Baş muallim okur ferman
Muzaffer bey derde derman
Mehmet beye canlar kurban
Şanlı Gazi Kemal paşa

İstanbul Edirne bizim
Teyyareler dizim dizim
Telli Halep’te kaldı gözüm
Şanlı Gazi Kemal paşa

Koçyiğitler arap atlı
Dediğinden hem kıymetli
Valimiz çok merhametli
Şanlı Gazi Kemal paşa

Köyümüzün adı Mamaş
Güzel giyer kutnu kumaş
Sazım söyler yavaş yavaş
Şanlı Gazi Kemal paşa

İşte geldi yaz ile güz
Tevellütüm seksen sekiz
Sinim oldu elli dokuz
Şanlı Gazi Kemal paşa

Türkiyem şeref buldu
Aşıklar imtihan oldu
Birincilik nerde kaldı
Şanlı Gazi Kemal paşa

KAYNAKLAR:

Yukarıdaki metin, sayın Turan Fırtına’nın Lisans Tezinden alınmıştır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Lisans

Tezi Gönderen : Ali Fırtına

Hazırlayan: Soğukpınar Araştırma-Derleme Grubu

Facebook Yorumları
Tags:
Previous Article

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: