LOADING

Type to search

Ozanlarımız

Aşık Revani (Kurtveli Dede)

yonetici Mar 31

Revani_VeliBozkurt Veli Revani (Kurtveli Bozkurt)

Kurtveli Bozkurt (Aşık Revani) Vahap Bozkurt un (Aşık Suzani) nin küçük kardeşi olup yetmiş yaşlarına kadar yaşamış.1967 yılında vefat etmiştir.

Bu süre içerisinde bir kaç kez Ankaraya çağrılı olarak gidip Ankara Radyosunda sazını ve sözünü dinlettirmiştir.Ankara Hasanoğlan Enstitüsünde öğrencilere Ananeler,köy usulleri,köy giysileri,düğün törenleri hakkında dersler vermiştir.

Revani1932 yılında Sivas’ta o zamanın Sivas Milli Eğitim Müdürü olan aynı zamanda öğretmen Halkevleri müdürlüğünü de yürüten Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla düzenlenen bir Sivas Halk Şairleri Bayramı düzenlenir. Bunun için tüm yöre halkı aşıklarına elden geldiğince böyle bir bayramın düzenleneceği duyrulmaya çalışılır. O zamanlar kış aylarıki, köylerden şehre inmek fermana mahsus. O zaman köyden şehre yayan yada atla gidiliyor. Bu duyuruyu duyan Aşık Süleyman ve bizim köyün aşıklarından Revani ve Suzani sazlarını omuzlarına vurup düşmüşler o karda kışta Sivas yollarına ve yürüyerek iki gün iki gecede Sivas’a varmışlar. Aşık Süleyman bu yarışmada “Yemek Koşması” ile o zamanın Sivas valisi Ali Haydar Paşa için bir deyiş söylemiştir. Ali Haydar Paşa’ya söylediği deyişin ilk dörtlüğü biliniyor tamamı bilinmiyor.

asiklarbayramiRevani Bağlamayı Aşık Süleyman ve Suzaniden öğrenmiştir ve kendisini yetiştirmiştir.Aynı zamanda çok iyide Keman çalmasını bilen aşık, kendisinden sonraki kuşağın yetişmesinde de büyük etken olmuştur

Şu cihanda kabul olmaz dileğim
Varıp gerçeğe kul olmayınca
Her Veli mevti kılıp kandıramaz
Sahabı Zülfikar Ali olmayınca

Didelerim melul mahsul hiç gülmez
Tabipler derdime deva bulamaz
Her mürşid ölüyü diri kılamaz
Sultan Şah İbrahim Veli olmayınca

Derya gibi dalgalarım daşunur
Özüm bilmez seni yoldan şaşurur
Her dede halledip çiğmi bişurur
Seyit Ali Kızıldeli olmayınca

AsikRevaniÜç sünneti yedi farzı bilemez
Revani dünyada birşey dilemez
Ruh-i siyahımı kimse silemez
Kerbela şahının eli olmayınca

Kabul olmaz şu cihanda dileğim
Varıp bir gerçeğe kul olmayınca
Her veli nimetin ılıp kaldırmaz
Sahib-i Zülfikâr Ali olmayınca

Hayatından mematından geçemez
Değme merdan aşk meyinden içemez
Güvercin donuna girip uçamaz
Hünkâr Hacı Bektaş Vel olmayınca

Didelerim mahsun olur hiç gülmez
Tabipler derdime derman bulamaz
Her mürşit ölüyü diri kılamaz
Sultan Şah ibrahim Vel olmayınca

Derya gibi dalgalanır taşırır
Özün bilmez seni yoldan şaşırır
Her dede halledip çiğ mi pişirir
Seyit Ali Kızıldeli olmayınca

Üç sünneti yedi farzı bilemez
Revânî’m dünyada birşey dilemez
Ruy-u siyahımı kimse silemez
Kerbelâ şahının eli olmayınca

Kardeşler’de çevirdiler yolumu
Şu benim halimi sor vali paşa
Kaçırdılar bir teneke balımı
İşimden ettiler dur vali paşa

Zalim hırsız kendi nefsine uymuş
Balı yemiş tenekeyi boş koymuş
Benim gibi nice fakirler soymuş
Şu benim hesabım gör vali paşa

Revani_ailesi1940Yirmi kilo koymuş idim bu kaba
Haşa, hilafım yok bu sözde tövbe
İçinde azığım bir beyaz heybe
Bu iş başa geldi sor vali paşa

Vali beye beyan kıldım hâlimi
Ya ver parasını ya bul balımı
Terbiye etmezsen böyle zalimi
Olur vilayete ar vali paşa

Revânî’yim anlamadım bu işi
Kırılsın çenesi dökülsün dişi
Balı yiyen on beş, yirmi kişi
İstersen şahitim var sor vali paşa

Bir arzuhal yazdım Ziya Bey sana
Şu benim halimi bil kerem eyle
Bizi çıplak koymak düşmez şanına
Beni bir eline al kerem eyle

On bir nufüs efradım var giyecek
Sen ihsan eylesen kim ne diyecek
İhtikârlar sanki bizi yiyecek
Şanına düşeni kıl kerem eyle

Sizden alır malı saklı satarlar
Adaleti bir tarafa atarlar
Herkes kazancına hile katarlar
Aktı gözüm yaşı sil kerem eyle

Ne nöbet var, ne sıra var almaya
Tahammülüm yoktur burda kalmaya
Bineğim yok gidip geri gelmeye
Kış günüdür uzak yol kerem eyle

Otuz metre basma otuz da ak bezi
Olursa çok olsun istemem azı
Evimin kalmadı bir damla gazı
İşte sana mâlum hâl kerem eyle

Ezelden bilirim bir ehli dilsin
Gülşan bahçesinde açılan gülsün
Sen bilmezsen, ahvalimiz kim bilsin
Büküldü kemendim hâl kerem eyle

Reis beye beyan ettim derdimi
Eksik etmez elden gelen yardımı
Revânî’yim azuhâlim vardı mı
İhtiyacım lütfen sal kerem eyle

Şu cihanda kimse bâki kalamaz
Cennetten çıkınca ol safiyyullah
Muradına maksuduna eremez
Azrail gelince el- hükm-ü ullah

Ağla deli gönül durmayıp ağla
Hüseyin aşkına karalar bağla
Karış ummanlara sularla çağla
Kerbelâ aşkına fi sebiyyullah

Erdebil’de yatan gül yüzlü Şah’ım
Kıblegâhım, secdegâhım, penahım
Şu iki cihanda hem mihri mahım
İmanım büsbütün hasbeten illah

Revânî elime aldım sazımı
Kabul eyle niyazımı nazımı
Aman Şahımerdan ver niyazımı
Dedik suçumuza estağfurullah

Bildin azimetin bizim ellere
Bir mektup vereyim dur seher yeli
Validemin mergadına hâkine
Sür yüzün selamın ver seher yeli

Ben de düştüm Acemistan iline
Alışmadım Acemlerin diline
Mektubumu kardeşimin eline
Kendi elin ile ver seher yeli

Dayım yok ki mektup yazam dayıma
Dayanamam gurbet elin yayına
Yüzlerimi pederimin payına
Sür yüzün selamım ver seher yeli

Revânî’yım böyle söyler dillerde
Havadis gelmez postalarda tellerde
Mektup gelir deyi gözüm yollarda
Yolların kesti mi kar seher yeli

Hüseyin’in düştü gül cismi zemine
Medet Allah muharremdir muharrem
Haber ver, Hz. Cibril Emine
Medet Allah muharremdir, muharrem

Huda bahseyledi Cibril Emine
Hüseyn’im debrederdi şirine
Düşüptür hâke nazır-ı zemine
Medet Allah muharremdir, muharrem

Hatica, Fatıma, Meryem’le Sara
Çekip Mansur gibi özünü dara
Yolar saçlarını Hazreti Zehra
Medet Allah muharremdir, muharrem

Bağladılar Fırat’ın yollarını
Kesipler Abbas’ın hem kollarını
Susuzluktan kuruyan dillerini
Medet Allah muharremdir, muharrem

Bugün harap edipler ehl-i beyti
Takıplar boynuna zincir kemendi
Necef Şahı buna nasıl dayandı
Medet Allah muharremdir, muahrrem

Yakıldı Kasım’ın kandan kınası
Yıkıldı Ehlibeyt’in hem binası
O toyda enbiyalar çekti yası
Medet Allah muharremdir, muharrem

Bugün kesildi yetmiş iki kurban
Ciğerler parçalandı, oldu büryan
Soyuplar Ehlibeyt’i kaldı üryan
Medet Allah muharremdir, muharrem

Bugün kan ağladı çarhı felekler
Ki tebdilin şaşardı hep melekler
Bugün kabul olur kamu dilekler
Medet Allah muharremdir, muharrem

Alekberin sinesin dağladılar
Sâkine’yi katere bağladılar
Arşı kürsü semavet ağladılar
Medet Allah muharremdir muharrem

Teşnelikten mehd olan asırlara
Ceddi paki Mustafa ve Haydar’a
Ruzu mahşerde kıl şefaat Revânî kemtere
Medet Allah muharremdir muharrem

Merhametli şahım şekavetkAnı
Mürvet Şahımerdan sana sığındım
Bir mürvete bağışlarsın bir kanı
Mürvet şahımerdan sana sığındım

Mergadın üstünde nurlar saçılmış
Nice gözsüzlerin gözü açılmış
Şehitlere hülle donu biçilmiş
Mürvet Şahımerdan sana sığındım

Hatice Kübra’yla Fahr-i kAinat
Ümmetine etti seni emanet
Münafıklar kıldı türlü hakaret
Mürvet Şahımerdan sana sığındım

Erzen’de Selman’ın carına eren
Arş yüzünde arslan donuna giren
Mahrum kalmaz dergahına yüz süren
Mürvet Şahımerdan sana sığındım

Kur’an’da metheder hazreti Hüda
Bizi din darından eyleme çüda
Kapına gelmiştir Revânî geda
Mürvet Şahımerdan sana sığındım

Saâdetli devletin dindar valisi
Çok şükür bu yana revan eyledin
Vilayete verdin şanı şerefi
Gün gibi sen seni ayan eyledin

Böyle vali gelmemişti payende
Kimse bilmez bir hikmet var mayanda
Kurt koyunla gezer oldu sayende
Vilayeti Mehdi devran eyledin

Beyim haberdarsın her bir ümürdan
Nüfusun evliyadan, ümmetin pirden
Nice fakirleri kurtardın dardan
Bize bu okulu ihsan eyledin

Gayri geçti taassubun çağları
Asfalt yaptın tepeleri dağları
İhya ettin bahçeleri bağları
Hakikate layık ferman eyledin

Revânî bu sözün olsa hulasa
Halim arzedeyim ol haslar hasa
Böyle vali gelmemişti Sivas’a
Büsbütün köyleri hayran eyledin

Gel ey gönül bir nasihat edeyim
Ahiri faydasız dara düşersin
Kimsenin hakkına eyleme taarruz
Encamı ah ile zara düşersin

Sabr-ı tahammül kıl cevr-i cefaya
Meyil verme burda zevk-i sefaya
Muhabbet şehrini verme yağmaya
Pervaneler gibi nara düşersin

Entamut sırrına olasın yakın
Haramadan, ziyandan yalandan sakın
Nefse uyup yeme mazlumun hakkın
Yılanı çok bir mezara düşersin

Görüp duymadığın sözü söyleme
Darılıp birine bühtan eyleme
Hasetten pahıldan bir şey dileme
Garip Mansur gibi dara düşersin

Tamahkârın daim meyli nardadır
Koğu gıybet edenin yüzü karadır
Revânî’nin sözü sağ ikraradır
Gül iken çevrinir hara düşersin.

Yücesinde dertli dertli ötüşen
Eğlen tarif edem yolu turnalar
Gök yüzünde ak buluta karışan
Islanmış kanadın telli turnalar

Pamuk gibi ak beyazdı elleri
Bülbül gibi seda verir dilleri
Bağlamada yanık sarı telleri
İşitse ah eder ölü turnalar

Garip bikes kaldı gurbet ellerde
Şimdi mektup gözler gözü yollarda
Sivas’ın çevresi yüce bellerde
Terk etti vatanı ili turnalar

Abdül Vahap tekkesini arzetti
Yaşı kırk dokuzdan elliye yetti
Şu fani cihanı terk edip gitti
Nesli Şah İbrahim Veli turnalar

Ankara şehrine basınca kadem
Çok şükür mekteb-i irfanımız var
Erişti murada hep millet bu dem
Gamdan hâlâs olduk, devranımız var

Burda aşıkları korlar mihenge
Her taraf bezenmiş bir türlü renge
İndi şanlı ordumuz nam-ı firenge
Semaya set çeken tayyaremiz var

Adalettir bu milleti yaşatan
Yetişmekte bahçemizdeki fidan
Türkiye’ye ziya verip ışıtan
Atatürk Gâzi Kemal’imiz var

İhya oldu vatan yapıldı yollar
Vasfını etmeye azizdir diller
Temennamız budur yaşasın binler
Hatadan saklayan süphanımız var

Alınırsa kelâmımız piyasa
Ne kadar meth etsek gelmez kıyasa
Kazamız bağlıdır şanlı Sivas’a
Kongreyi kuran bürhanımız var

Zahirde batında gezen erenler
Yatan, ne yatarsın uyan dediler
Erdebil’de Şah İbrahim elinde
Alıban bâdeyi iç kan dediler

İçiben bâdeyi oldum mestane
Ellerim bağlayıp durdum divane
Kül oldum aşk ile ben yane yane
Bu aşkın oduna sen yan dediler

Revânî çok şükür biz olduk ruşen
Tamu görmez sevdiğine karışan
Mümünlikte gerek elbet bir nişan
Hakkın birliğine güven dediler

Bir arzuhal yazdım şahlar şahına
Sabır köşesinde otursun demiş
Gail olsun Hak’tan gelen cefaya
Ekmeğini suya batırsın demiş

İnanmasın bivefanın fendine
Dolaştırır seni aşk kemendine
Mülk olur sanmasın dünya kendine
Türlü hizmetlerin yetirsin demiş

Zalimin zulmüne tahammül eyle
Budur aşıkların âdeti böyle
Alem sultan olsun sen kulluk eyle
Kul olsun pazarda satılsın demiş

Zahiri ne ise batında odur
Zahirden batına dos doğru yoldur
Hakkın rahmetleri her şeyden boldur
Sırası geldikçe yetirsin demiş

Revânî’nın derdi inmiş derine
Yeniden bir sevda düşmüş serine
Tayin edek üç yüzlerin birine
Sırası geldikçe katılsın demiş.

 

KAYNAKLAR:
Yukarıdaki metin, sayın Turan Fırtına nın Lisans Tezinden alınmıştır.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Tezi

Tezi gönderen: Ali Fırtına

Aşık Revani’nin eserleri ve fotoğraflar Prof.Dr. Fuat Bozkurt’un “Ozanlar Ocağı” adlı Soğukpınar köyü ve ozanlarını anlattığı, aynı zamanda lisans tezi olan kitabından alınmıştır.

HAZIRLAYAN
Mamaş Araştırma ve Derleme Grubu

Facebook Yorumları
Previous Article

1 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: